Kategori arşivi: gay siteleri

Gay sohbet chat Gay muhabbet gabile gaysohbet gay Istanbul izmir ankara eşcinsel lezbiyen gey sohbet.

Lezbiyen aşk sahnesine Katolik okulu engeli

2453Julianne Moore ve Ellen Page’in lezbiyen romantizmi içeren sahne çekimi, New York’taki Katolik Erkek Okulu tarafından yasaklandı.

Çekimleri devam eden ve medenî hakları konu edinen Freeheld filmi için, New Rochelle bölgesinde Katolik erkek okulu, belediye binası olarak kullanılmak istenmişti. Julianne Moore ve Ellen Page’in romantik anlarına yer veren sahnenin çekimi okul tarafından engellendi.

Film ölümcül bir hastalığı yakalanmış polis dedektifi ile araç tamircisi partnerinin, malî nedenlerle kayıtlı beraberliğe başvurmasını anlatıyor.

Filmin yapımcısı Michael Shamberg, Okulun başta duruma izin verdiğini, ancak içerik nedeniyle izni geri çektiğini belirtti. Shamberg, filmin “eşcinsel evlilik değil, cesur bir polis memurunun saygınlığını kazanması hikâyesi” olduğunu ifade etti.

“Din ve bağnazlığınız beni üzüyor”

Filmin oyuncularından Ellen Page, Şubat ayında Human Rights Campaign’in konferansında lezbiyen olduğunu açıklamıştı. Ellen Page konferansta “Buradayım çünkü belki bir fark yaratabilirim. Başkalarının daha kolay ve daha umut dolu bir hayat sürmesini, haddim olmayarak kişisel bir zorunluluk ve toplumsal bir görev olarak görüyorum” diyerek cinsel yönelimini açıklamış, sinema sektörü ve toplumsal cinsiyet rollerine vurgu yapan bir konuşma yapmıştı.

Lezbiyen romantizmi içeren sahnenin engellenmesi üzerine, Page tepkisini Twitter üzerinden “Din ve bağnazlığınız beni üzüyor” şeklinde dile getirdi.

Vatikan 5 Ekim’de düzenlenen Ruhani Meclis’te (Sinod) ilk kez eşcinsellerle ilgili ılımlı görüşlere yer veren bir ara rapor yayınlamış, toplantıya katılan 200 piskopos 19 Ekim’deki son raporda bu yeni yaklaşımı reddetmişti.

Karşınızda bakkal değil, çok uluslu bir hipermarket var

Evet, devlet denilen hipermarketin raflarındaki mallar gibiyiz. Biz tükendikçe, raflarını yeni mallarla zenginleştiriyor.

Alabildiğine soyalım her şeyi. Tüm niteliklerinden arındırıp çırılçıplak bırakalım ve sonra bu soyut varlıkları birbirine düşman kümelere yerleştirelim. Devletin soyutlayıcı zihni, yaşam unsurlarının yeryüzüyle ve kendi aralarında kurdukları ilişkileri soyutladığında, şeyleri yaşamsal niteliklerinden soyup çırılçıplak bıraktığında artık ilişkiden söz edemeyiz; araya giren devlet vardır sadece. Arabozucu ve arabulucu rollerini oynar durmadan, kendi varlığını meşrulaştırmak için ayrıştırarak iş görür. Ve bu devlet mantığını gündelik yaşama, doğayla ve toplumla ilişkilerimize taşıdığımızda, yaşamı soyut ve birbiriyle çatışan kümeler halinde kurguladığımızda, Gustav Landauer’in devlet tanımını yinelemiş oluruz: “Devlet bir ilişkidir, insanlar arasında bir ilintidir, insanların birbirine davranışlarının bir tarzıdır.” Yeryüzüyle ve birbirleriyle kurdukları ilişki ağlarından koparılan yaşam unsurlarının soyut kümeler halinde ayrıştırılması ve bu soyut kümelerin arasına devletin kendisini üçüncü şahıs olarak sokması. Ardından yapılacak ilk şey bu kümelerin, yaşamdan koparılmış, bağlamından soyutlanmış ve tüm niteliklerinden arındırılmış patlamaya hazır kümelerin arasına ateşler yerleştirmektir. İşte size bir savaş ya da iç savaş için gerekli olan her şey.

Polanski’den kısa bir film
‘Melekler Düşerken’, yönetmen Roman Polanski’nin 1959 tarihli kısa filmi. Polonya’daki Lodz Devlet Film Okulu’ndan mezun olurken çekmiş; insanlık tarihini özetliyor sanki. Filmin sonunda yer alan sahnede, birbirini öldürmeye programlanmış soyut varlıklar, yitirdikleri insani niteliklerini tam yeniden kazanırlarken, devletin üçüncü şahıs olarak kendisini araya sokmasıyla ilişkileri bozulur. Savaş alanının ölümcül ortamından kaçıp bir harabeye sığınan iki düşman askerin karşılaşma sahnesi. Önce tüfeğini doğrultur düşmanına; sonra silahsız olduğunu ve dostane tavrını görünce tüfeğini indirir ve yüzünde kısa bir an bile olsa beliren gülümseme, soyut varlığın yeniden ete kemiğe büründüğünün göstergesidir. Düşmanı, bir şeyler paylaşacağını ima eden bir jestle elini paltosunun içine sokar. Kuşkuya kapılır bizimkisi ve kendisine biçilen soyut ölüm makinesi rolüne geri döner; yüzünde rolüne uygun olarak düşmanca bir ifade belirdiğinde, bir ilişki biçimi olarak devletin kendisini yeniden araya soktuğunu anlarız; tüfeğini düşmanına doğrultur ve ateşler, düşmanı ölmüştür.Kapitalist ilişkiler husumetli ilişkiler
Ölü düşmanının paltosunun içine sokulu elini dışarı çıkardığında, avucunda iki dal sigara görür. Mermi hedefini ıskalamamıştır; ama sigaralarını tüttürürken, kendilerine biçilen rolün dışına çıkıp doğrudan ilişki kurma, kendi mekânlarını yaratma fırsatı ıskalanmıştır. Bir kez daha devlet girmiştir araya. Birbirinden soyutlanarak düşman kompartmanların içine yerleştirilen varlıkların doğrudan ilişkileri, devletin araya girmesiyle bir kez daha engellenmiştir.

Yeryüzüyle ve aralarındaki ilişkilerinden koparılıp soyutlanan ve kompartmanlara yerleştirilen unsurların yeri ya savaş alanı ya da marketlerin raflarıdır. Kapitalist ilişkiler, husumetli ilişkilerdir. Herkes ait olduğu kompartmanın, dükkânın ya malı ya da mülk sahibi gibi hissetmeye başlayınca, rekabet ilişkileri giderek husumet ilişkilerine ve savaşa dönüşecektir. Devletlerle, büyük marketler arasında benzerlikler vardır o yüzden. Birbirinden soyutlanmış malların dizili olduğu rafları işleten market sahibi gibidir iktidar. Dizi dizi malları istediği gibi sınıflandırıp pazarlayabilir. Üstelik iktidar kendi ağzıyla bunu ima etmiştir. “Karşınızda bakkal dükkânı değil, devlet vardır” cümlesi devletin, doğrudan hipermarket ya da marketlerin marketi olan AVM ile benzerliğini akla getiriyor. Durduk yerde bir ticarethaneyi devletle yan yana getirdiğinizde, devletin bir bakkal dükkânı olmadığını söylediğinizde, her ülkede şubeleri olan, egemenlerce yönetilen, çok uluslu ve kişiliksiz bir hipermarket ile hâlâ insani ve enformel ilişkilerin geçerli olduğu yerel bakkal dükkânı arasındaki bir kıyaslamayı ima ediyorsunuzdur. İktidar bu anıştırmayı yapmamış olsaydı da, ülkenin satışa çıkarılan mallarını her gün basından okudukça, kendimizi marketin raflarındaki mallar gibi hissediyorduk biz zaten.

Birbirimize dokunmayı unutmayalım
Evet, devlet denilen hipermarketin raflarındaki mallar gibiyiz. Biz tükendikçe, raflarını yeni mallarla zenginleştiriyor. Tüm yaşamsal niteliklerinden, aralarında kurdukları doğrudan ilişkilerden soyutlanan varlıklar, ya piyasada müşteri beklerken ya da savaş alanında birbirlerini öldürürken buluyorlar kendilerini. Galiba tüm mesele mal olmak ya da olmamakta yatıyor. Bir ilişki biçimi olarak devleti aradan çıkardığımızda, ancak o zaman paltomuzun içinde sakladıklarımızı birbirimizle paylaşırken, soyutlanmış tüm niteliklerimizi yeniden kazanacağımızı ve birbirimize dokunabileceğimizi unutmayalım lütfen.

“Transfobik Zahide, hayatıma yetişme!”

ATV’de yayınlanan “Zahide ile Yetiş Hayata” programında trans erkeklerin “hasta” ilan edilmesi kanal önünde protesto edildi.

T-Kulüp öncülüğünde LGBTİ örgütleri ATV kanalında yayınlanan “Zahide ile Yetiş Hayata” isimli programda trans var oluşun “hastalık/hastalıklı” ilan edilmesini protesto etti. Dün (20 Ekim Pazartesi) saat 19.00’da Beşiktaş’ta bulunan ATV binasının önünde bir araya gelen LGBTİ aktivistleri ve ebeveynleri, “Zahide, hayatıma yetişme” dedi.

“Ne hastayız ne yalnız, görün artık buradayız”, “Batsın batsın ahlakınız batsın”, “Transfobik medya istemiyoruz” ve “Zahide hayatıma yetişme” sloganlarının atıldığı eylemde “Allah ile kul arasına girilmez”, “Transfobi, tedavisi olan bir hastalıktır”, “Ne yanlış ne yalnızız”, “Trans erkekler vardır” yazılı dövizler taşındı.

Çok sayıda LGBTİ örgütünün imzaladığı basın metninde trans var oluşun görmezden gelinemeyecek bir gerçek olduğu hatırlatılırken, reyting malzemesi olmayacağı da bildirildi. Basın açıklamasının ardından, hazırlanan dövizler kanal önüne bırakıldı.

Basın açıklamasının yanı sıra change.org sitesinde de transfobiyi meşrulaştıran programın yayından kaldırılması talebiyle imza kampanyası sürüyor.

Basın açıklamasının tam metni ise şöyle:
“Zahide ile Yetiş Hayata adlı programın 13 ve 17 Ekim 2014 tarihli yayınlarında Zahide Yetiş trans bireyleri ve ailelerini hedef alarak trans varoluşun tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğu beyanında bulunmuştur. Kadından erkeğe trans geçiş ameliyatı başarısız geçen bir trans erkeğin üzerinden; Türkiye’de doktor sıfatını kullanarak kasaplık yapan birçok insanın olduğu ve trans bireylerin sağlık alanında maddi, manevi sömürüldüğü gerçekliğine değil de, translığın pişman olunacak bir hata olduğuna vurgu yapmıştır. Ebeveynlere ve çocuklarına kendince buradan bu “dersi” çıkarmış, zaten toplumdan ve aileden sözlü, fiziksel tacize, şiddete uğrayan trans bireyleri açık bir hedef haline getirmiştir.

“Yakın bir zamanda ailesinin baskıları sonucu intihara sürüklenen Okyanus arkadaşımızın ardından böyle bir propaganda yaparak aile içi transfobik baskıyı ve şiddeti körüklemiş, bu tür durumlara zemin hazırlamıştır.

“Biz, trans bireyler medyanın bizi magazinsel bir reyting ögesi olarak kullanmasını ve transfobiyi körüklemesini hiçbir zaman kabul etmedik ve etmeyeceğiz.

“Trans bireyler için sağlık, eğitim, hukuk alanında düzenlemeler yapmayan, nefret suçları yasasına LGBTİlerin eklenmesine geçit vermeyen; trans bireyleri hastalıklı, ucube, anormal ilan edip toplumdan ötekileştiren bir hükümetin yandaş medyasının bu tarz söylemleri bizi yıldırmadı, yıldırmayacak!

“Şunu bilin ki, biz sizin normlarınıza, ötekileştirmelerinize, baskınıza, şiddetinize rağmen biziz! Biz, biz olmaktan hiç vazgeçmedik, geçmeyeceğiz. Size karşı her zaman dimdik burada, tam karşınızda olacağız! Televizyonlarda, kitaplarda, sokaklarda kustuğunuz; her daim peşimizde olan nefretiniz, ahlakınız batsın! Ne hastayız ne yalnız, görün artık buradayız!”

İmzacı kurumlar
T-Kulüp (Transerkek Kültür Üretim Platformu)- İstanbul LGBTT- Lambdaistanbul- SPoD- Siyah Pembe Üçgen İzmir- Liseli LGBTİ- Hevi İstanbul- Mersin LGBT 7 Renk- LİSTAG- Kaos GL- Keskesor LGBTİ- Voltrans Trans Erkek İnisiyatifi

Melda Onur Çingene Gül’ü ve nefret saldırılarını sordu

CHP’li Melda Onur Çingene Gül’ü ve LGBTİ’lere dönük nefret saldırılarını Meclis gündemine taşıdı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Melda Onur SPoD LGBTİ ile birlikte, translara dönük nefret saldırılarına ilişkin TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

Türkiye’de kişilerin kendilerinden farklı gördükleri kesimlere karşı geliştirdikleri ötekileştirmenin, bazı kanaat önderlerinin nefret söylemiyle cesaret bularak nefret cinayetlerine dönüştüğünü belirten Onur, “Bu cinayetlerin en belirgin hedef kitlesi LGBTİ bireylerdir ve bu bireylere yönelik nefret cinayetlerine her geçen gün bir yenisi eklenmektedir” dedi.

“Şiddete karşı kalıcı çözümler üretilmiyor”
Onur, çeşitli illerde yaşanan cinayetlerin, hükümetin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılığa ve uygulanan şiddete karşı yasal ve fiili tedbirler alma noktasında kalıcı çözümler ortaya koymadığını gösterdiğini vurguladı.

İstanbul’da Çingene Gül’ün öldürülmesini de hatırlatan Onur, “Yaşam hakkını tehdit eden bu saldırıların ardından etkin bir soruşturma yürütülememekte, suçlulara verilen cezalar ise caydırıcılık niteliği taşımamaktadır” ifadelerini kullandı.

“Anayasada cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği yok”
Onur’un soru önergesinde yer alan diğer ifadeler ve TBMM Başkanlığı’na yönelttiği sorular şu şekilde:

“Öte yandan, hükümet tarafından mart ayında gündeme getirilen ve kamuoyunda ‘Demokratikleşme Paketi’ olarak bilinen ‘Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’ Meclis’te yasalaşarak yürürlüğe girmiştir. Demokratikleşme Paketi’yle birlikte ‘nefret’ ifadesi ilk kez yasaya eklenmiştir. Ancak kanun maddeleri arasında “cinsiyet kimliği, cinsel yönelim gibi tanımlara yer verilmemiş; cinsel saldırı, cinsel taciz vb. suçlar nefret saikiyle işlendiği takdirde ceza artırımı uygulanmayacaktır.

“Buna bağlı olarak ülke genelinde LGBTİ bireylere yönelik gerçekleşen fiili ve sözlü saldırıların önüne geçilememesi, yasal zeminde oluşan bu boşluğun bir izdüşümü olarak görülmektedir.

“LGBTİ’lere yönelik nefret suçu yasalarda yer alacak mı?”
“Bu bağlamda;
“1-Yeni yasama döneminde LGBTİ bireylere yönelik saldırıların nefret suçu kapsamına alınmasına ilişkin ek bir düzenleme öngörülmekte midir?

“2- Bakanlığınız gündeminde, LGBTİ bireyleri hedef alan nefret odaklı bu saldırı ve cinayetleri önleyebilmek adına bir eylem planı var mıdır? Bu noktada diğer kurumlarla eşgüdümlü bir çalışma düşünülmekte midir?

“3-Son beş yıl içerisinde nefret cinayetleri sonucunda hayatını kaybeden eşcinsel ve trans birey sayısı kaçtır? Bunların illere göre dağılımı nasıldır?

“4-LBGTİ bireylere yönelik gerçekleşen nefret cinayetleri sonucunda bugüne kadar kaç kişi yargılanmıştır ve bu kişilere toplamda ne kadar ceza verilmiştir?”

LGBTİ örgütlerinden Çingene Gül ve nefret cinayeti açıklaması
İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği’nin çağrısıyla LGBTİ örgütleri de Çingene Gül’ün öldürülmesinin ardından bir basın açıklaması yayınladı ve geçtiğimiz hafta pazartesi günü (13 Ekim) Galatasaray Lisesi önünde bir eylem gerçekleştirdi. Eylemde okunan basın açıklamasında şunlar kaydedildi:

“8 Ekim sabahı trans arkadaşımız Çingene Gül nefretin kurbanı oldu. 2 gün kendisinden haber alınamayınca eve giden arkadaşları tarafından onlarca yerinden bıçaklanmış halde bulundu.

“Sokaklarda, meydanlarda, alanlarda yıllardır söylüyoruz. ‘Trans cinayetleri sistematik ve politiktir’ diyoruz. Devlet katillere verdiği her türden taviz ve teşvikle; bir anlamda trans katliamına kapı aralamıştır. Adeta öfke ve umutsuzluğa boğulmuş topluma “Bunlar stres topudur, tüm hıncınızı translardan çıkarabilirsiniz” denmektedir.

“Elbette ki hukuksuzluğu ve katliamı yalnızca translar yaşamamaktadır. Ortadoğuyu kan gölüne çeviren Işid zulmü, Artan kadın cinayetleri, savaşa kurban giden gençler, tecavüz dâhil her türden eziyeti yaşayan kadınlar ve çocuklar aynı kıyımın farklı yüzleridir.

“Açık ki kanla değirmenini döndüren sistem yeni kurbanlara ihtiyaç duymaktadır. Transseksüeller ise tüm bu gruplar içinde neredeyse en kolay hedef konumundadırlar. Özellikle gençlere, kadınlara ve azınlıklara hayatı zehir eden nefret kültürü; transseksüellerin de yalnızlaşmasına, her an taciz edilmesine, korkuyla sinip evlere hapsolmasına neden oluyor. Kamusal alanı, ana caddeleri, polisiyle boğan iktidar; arka mahallerde de mahalle gençlerini, esnafı ve annemiz yaşındaki teyzeleri polisliğe zorluyor. Üstelik tüm bunları namus, aile, ahlak ve din adına yapıyor.

“Kobanê’ye saldıranlar, sokak ortasında gençleri vuruyor”
“Unutmayın! Müslüman görünerek Irak ve Şam İslam Devletine lojistik destek sağlayanlar ile nefret kültürüyle topluma karşı savaş yürütenler aynı kişilerdir. Kobanê’yi cehennem yerine çevirenler, bugün nefret kültürünü yayarak Kürdü, Lazı, Çerkesi, Aleviyi, Ermeniyi tüm azınlık kimlik ve ötekileri sistematik olarak katlediyor. Kobanê’de kafa kesenler, İstanbul’da Gül’leri katlediyor. Kobanê’de kadınları pazarlarda satanlar sokak ortasında gençleri vuruyor.

“Ve sabah akşam namustan bahsedip, tecavüzlere yol verenler aynıdır. Tüm pisliklerin üstüne gül kokusu serpen, din maskesi takan pislikleri iyi teşhis etmeliyiz.

“Bizleri kimliklere bölüp karşı karşıya getiren onlardır. Savaşı, kavgayı hanemizin içine kadar sokan onlardır. 11–12 yaşında çocukları katilliğe teşvik eden de yine onlardır. İblis onlardır! İktidar sahipleri, egemenler, efendiler! Ardı ardına yaşanan bu cinayetlerin ne anlama geldiğini iyi biliyoruz.

“Baş belası, baş ağrısı olacağız!”
“Öfkeliyiz! Ancak bu gidişatı değiştirme kararlılığımız da gün geçtikçe artıyor. Nefret cinayetlerini ve trans cinayetlerini mutlaka durduracağız!

“İster bir grup marjinal, ister bir avuç sapkın olarak tanımlayın, toplumun tüm renkleriyle buradayız. Toplumsal muhalefet, sosyalistler, feministler, çevreciler, siyasal partiler, heteroseksüeller, annelerimiz, kardeşlerimiz, komşularımız ve dostlarımız da burada.

“Gözümüzü dört açtık, yüzde yüz iradeyiz. Yaşanan her saldırının ardından daha da güçlenerek, palazlanarak geleceğiz. Baş belası olacağız, baş ağrısı olacağız.

“Artık uyanmalıyız, bugün trans kadınların bedenlerine uygulanan işkence yarın hepimize neler yapılabileceğinin işaretidir. Bugün bizlerin ayağındaki zincirler yarın hepimizi tutsak kılacaktır. Dolayısıyla insanım diyen herkesi sesimize ses vermeye çağırıyoruz.

“Nefrete inat yaşasın hayat diyoruz!
Yeni toplum yeni hayat diyoruz!
Özgür toplum özgür hayat diyoruz!
Nefrete karşı sürekli mücadele, sürekli eylem diyoruz. Zulümle, ölümle, kanla, kıyımla özdeşleşmiş kaderimizi tersine çevirelim.
Nefreti bitirelim, yaşamı getirelim!
Nefrete İnat Yaşasın Hayat!”

Katolik Kilisesi eşcinseller konusunda fikir birliğine varamadı

2444Katolik aleminin ruhani merkezi Vatikan’da Papa Franciscus’un çağrısıyla olağanüstü toplanan Rahipler Meclisi (Sinod), iki haftalık çalışmasını tamamlarken, Kilise için tabu olan eşcinseller ve boşandıktan sonra tekrar evlenenler konularında fikir ayrılığı yaşadığı ortaya çıktı. Katolik Kilisesi eşcinsel hakları konusunda Papa Françesko’yu desteklemedi.

Dünyanın hemen her bölgesinden gelen 191 rahip, 16 uzman ve aralarında Müslüman eşi de olan evli çiftlerin bulunduğu 250’ye yakın kişiden oluşan Sinod, iki hafta önce Papa Françesko’un çağrısı üzerine olağanüstü toplanarak “ailevi konular” ile Kilise’nin eşcinsel ve boşananlara yönelik bakışını değerlendirdiği toplantılar serisini tamamladı.

Katolik Kilisesi nezdinde tabu niteliğinde olan konuları irdeleyen en yüksek mertebeden en düşüğe kadar 200’ü aşkın din adamı, danışman ve çiftlerden oluşan Sinod, bugün nihai değerlendirme raporunu oylamadan geçirdi.

Kilisede yeni reformların temelini oluşturacak kararların çıkabileceği gözüyle bakılan Sinod’da, din adamlarının, muhafazakarlar ve reformistler olarak ikiye bölündüğü konulardan olan eşcinsellik ve boşanmışların durumu üzerindeki fikir ayrılığının sürdüğü ve bu konuda zaman zaman sert tartışmaların yaşandığı belirtildi.

Final raporunda 470 değişiklik öngören din adamları tarafından tek tek oylanan 62 madde içinden, eşcinseller ve boşanıp yeniden evlenenler ve bunların Kilise’ye yeniden dönüşüyle ilgili maddeler, oylamada yüksek kabul oyu almasına karşın, 3’te 2 çoğunluğu sağlayamadığı için kabul edilmedi. Raporda, erkekler ve kadınların saygı ve duyarlılıkla eşcinsel eğilimleri kabul etmeleri gerektiği ifade edilmekle yetinildi.

Evliliğin kesinlikle Tanrı’nın belirttiği haliyle bir kadın ve bir erkek arasında olacağı çizgisinden geri adım atılmadığı ancak eşcinsellere kucak açılması üzerinde durulduğu ifade edildi.

PAPA’DAN DEĞİŞİME DEVAM SİNYALİ
Final raporunun açıklanmasının ardından Sinod genel kurulunda konuşan Papa Françesko, Sinod’un anlamına yakışır şekilde Sinod üyelerinin beraber yürüdüğünü, dürüstçe, cesaretle ve kardeşlik içinde güzel bir şekilde çalıştığını söyledi.
Papa, “Sevgili kardeşlerim, biz şimdi burada aileleri çevreleyen, onları boğan, cesaretlerini kıran pek çok konuya cevap vermek için ruhsal muhakeme yaptık. Ailelerin karşılaştığı birçok zorluğa rağmen bunlara pratik çözümler bulma, bu fikirleri olgunlaştırma yolunda bir yıl var” diyerek Kilise’nin kapılarını herkese açması gerektiği mesajını verdi.

Papa Françesko’un Katolik Kilisesi’nde nabız yoklayan geçen yılki anketinin ardından bu yıl yaptığı ve açıkça Kilise gündemine getirdiği tabu olan konularda Sinod ile eğilimi daha net gördüğü ancak bu konudaki esas kararların ailevi konularda olağanüstü toplanan bu Sinod’un bir sene sonra yapacağı toplantıların karar verici olacağı belirtildi.

İtalya’nın önde gelen gazetelerinden Corriere della Sera, La Repubblica, La Stampa, Sinod’un eşcinseller ve yeniden evlenenler üzerinde mutabakata varamamış olmasını manşete taşıdı.

ROMA BELEDİYESİNDE EŞCİNSEL EVLİLİKLER KAYIT ALTINA ALINDI
Vatikan, eşcinsellere açılımı tartışırken, komşusu Roma kentinin belediyesi ilginç bir uygulamaya imza attı.
Roma Belediye Başkanı Ignazio Marino, daha önce Bologna Belediyesi’nin yaptığı gibi eşcinsel evliliğe izin veren ülkelerde nikahlarını kıydıran ve onları İtalya’da kayıt altına almak isteyen 16 çiftin bu isteğini gerçeğe dönüştürdü.

Koalisyon hükümetinin küçük ortağı merkez sağdaki Yeni Demokrasi partisi lideri ve İçişleri Bakanı Angelino Alfano, İtalyan yasalarının aynı cinsiyetten iki kişinin evliliğine izin vermediğini ifade etti.

Roma Valiliği de Marino’dan bugünkü kararını iptal etmesini isterken, İtalya Episkoposlar Konferansı (CEI) da Marino’nun bu uygulamasını aile için risk olarak değerlendirdi.

De Sanctis`ten `gay` itirafı!

2441İtalyan kaleci Morgan De Sanctis, Çizme’de birçok eşcinsel futbolcunun bulunduğunu dile getirdi, konuyla ilgili rakam bile verdi.

Roma kalecisi Morgan de Sanctis, Çizme’de yaptığı açıklamalarla gündem yarattı. Bir dönem Türkiye’de Galatasaray’ın da kalesini koruyan tecrübeli file bekçisi, İtalya’da bir çok gay futbolcu olduğunu söyledi.

La Gazzetta dello Sport’a konuşan De Sanctis, “Eşcinsellik günümüz dünyasının bir gerçeği. İtalya’da da gay futbolcular var. Ancak bunlar hiç bir zaman çıkıp da tercihlerini açıklayamıyorlar. Çünkü ne yazık ki homofobik bir ortamda yaşıyoruz. Bu futbolcular takım arkadaşları ve taraftarın tepkisinden çekiniyorlar” dedi.

Fenerbahçe’den kiralık olarak Roma forması giyen Salih Uçan’ın takım arkadaşı olan İtalyan file bekçisi, “Sadece ben, kariyerim boyunca en az 15 gay futbolcu tanıdım. 400-500 futbolcu var diyelim… Bu sayının yüzde 2 veya yüzde 3’ü gay’dir” diye konuştu.

Eşcinselleri pedofillere benzeten gazeteci özür diledi

2439Avustralyalı gazeteci Mia Freedman, eşcinselleri pedofillere benzettiği sözlerinin ardından özür diledi.

Tartışma yaratan sözler, Kuzey Toprakları federal bölgesinde cinsel suçlara ilişkin kayıt tutulması planıyla ilgili gazetecinin yaptığı benzetme üzerine geldi.

Freedman’ın “Eşcinsellerin sevdikleri ve cinsel çekim duydukları kişileri değiştiremeyeceğini kabul ediyoruz da çocuklara cinsel çekim duyan kişilerin ıslah edilebileceğini niye düşünüyoruz?” sözleri üzerine canlı yayına hemen ara verilirken programın ardından Freedman şu açıklamayı yaptı:

“Üzdüğüm, kafasını karıştırdığım ya da öfkelendirdiğim herkesten; benim bağnazlığa ya da homofobiye destek vereceğimi düşünen herkesten açıkça özür dilerim.

“Gerçekleri biliyorum: Eşcinsellik ve çocuklara karşı suçlar arasında hiçbir bağ yok. Yaptığım yüzlerce saatlik canlı TV ve radyo programının ardından, böylesi önemli bir konuda 10 saniyede karmaşık bir açıklama yapmaya kalkışmanın tehlikeli olduğunu bilmem gerekirdi.”

Freedman, özür dilemesinin yanı sıra uzun süredir evlilik eşitliği ve LGBTİ’lerin savunucusu olduğunu belirtti.

‘Gay olduğumu nasıl anladım?’

-gey-oldugumu-nasil-anladim--1096544Neil Patrick Harris’ten çarpıcı itiraf…

‘How I met your mother‘ dizisinin yıldızı, ünlü oyuncu Neil Patrick Harris, oyuncu Burt Reynolds’ın kendisini dudağından öptüğünde eşcinsel olduğunu anladığını açıkladı.

Harris, ‘Choose Your Own Autobiography (Kendi Otobiyografinizi seçin)’ adlı kitabında, cinsel yönelimiyle ilgili ayrıntılara da yer verirken, 1989-90 yıllarında yayınlanan B.L. Stryker setinden ilginç bir anısını da paylaştı. Dizi setinde ünlü oyuncu Burt Reynolds’ın kendisini öptüğünü anlatan Neil Patrick Harris şöyle devam etti: “Bir sahnenin sonunda, Burt şaka yapmak için üzerinize yaslanarak sizi dudağınızdan öper. Tüm ekip bunun çok komik olduğunu düşünse de sizi tedirgin hissettirir. Tedirgin ve, eninde sonunda ortaya çıktığı gibi, gey hissettirir… Burt Reynolds’ın öpücüğü, sizi geye çevirir.”

‘Biseksüelim’ diyormuş

Kitapta yaşadığı bu anları şakayla karışık anlatan Harris, eşcinsel olduğunu açıklamadan önce yakınlarına biseksüel olduğunu söylediğini ifade etti.

Geçen ay evlendiği aktör ve şarkıcı eşi David Burtka’yla 10 yıllık birlikteliklerinden de bahseden Harris, 2006’da People dergisine verdiği söyleşide eşcinsel olduğunu açıklamıştı.

Oscarları sunacak

Öte yandan Neil Patrick Harris’le ilgili bir başka haber de Akademi Ödülleri cephesinden geldi. Başarılı oyuncunun 87’inci Oscar Ödülleri töreninin sunuculuğunu yapacağı açıklandı. Ödül töreni 22 Şubat 2015’te Los Angeles’ta yapılacak.

İtalya`da eşcinsel evlilikleri için yasa tasarısı

2428İtalyan La Repubblica gazetesinin haberine göre merkez soldaki Demokratik Parti’den Başbakan Matteo Renzi, eşcinsel çiftlerin evli heteroseksüel çiftlerle aynı haklara sahip olmasını sağlayacak bir yasa tasarısı hazırlattı.
Tasarıda eşcinsel çiftlerin evliliği “sivil birliktelik” olarak tanımlanıyor. Sivil birliktelik yapan çiftlerin -evlat edinme dışında- heteroseksüel çiftlerle miras hukukundan vergi kolaylıklarına değin aynı haklara sahip olması öngörülüyor.
Almanya’da uygulanan yasadan esinlenilerek hazırlanan tasarının bu ay sonuna kadar Bakanlar Kurulu’na sunulması planlanıyor.
La Repubblica’nın haberine göre, İtalya’da büyük nüfuz sahibi olan Katolik Kilisesi’nden yasa tasarısına itiraz gelmedi.
Vatikan’da söylem değişikliği
Başbakan Renzi’nin geçen ay Vatikan’ın önde gelen yetkilileriyle yaptığı görüşmesinde herhangi bir muhalefetle karşılaşmadığı bildiriliyor.
Renzi, Vatikan’ın başbakanı konumundaki Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, Sinod (Kilise Meclisi) Genel Sekreteri Lorenzo Baldisseri ve İtalyan Piskoposlar Konferansı Başkanı Angelo Bagnasco’yla bir araya gelmişti.
Nitekim, Katolik Kilisesi de Olağanüstü Piskoposlar Sinodu toplantısında önceki gün yayımlanan ara raporda eşcinsellik konusundaki geleneksel söyleminden uzaklaşarak daha kucaklayıcı mesajlar vermişti.

Sinod’un ara raporunda “Eşcinsellerin Hıristiyan cemaatine sunabilecekleri yetenekleri ve özellikleri var. Biz bu insanları kucaklayabilecek miyiz, onlara cemaatlerimizde kardeşçe bir yer verecbilecek miyiz?” diye soruluyor.
Eşcinsellere yönelik bir “açılım” olarak değerlendirilen bu rapor, Papa Francesco’nun ılımlı yaklaşımının bir yansıması olarak yorumlandı.
Koalisyonda muhalif sesler
İnsan ilişkilerinin olumsuz değil olumlu tarafları üzerinde durulması gerektiğini savunan Papa Francesco eşcinsellerle ilgili bir açıklamasında “Ben kimim ki onları yargılayayım” demişti.
Katolik Kilisesi’nden gelen nispeten olumlu mesajların İtalya’da bu konudaki yasa tasarısının kabulünü kolaylaştıracağı tahmin ediliyor.
Mevcut İtalyan yasaları eşcinsel evliliklerine izin vermese de bazı belediyeler, yurtdışında evlenen çiftlerin evliliklerini resmi kayıtlara geçirmeye başladı bile.
Bolonya, Napoli, Floransa, Milano gibi bir grup kentin belediye başkanlarının bu uygulaması İçişleri Bakanı Angelino Alfano’nun öfkeli tepkisini çekmişti.
Koalisyon hükümetinin sağ kanadındaki Yeni Merkez Sağ Partisi’nin lideri olan Alfano geçen hafta belediyelerin bu kayıtları iptal etmesini istedi.
Ancak belediye başkanları İçişleri Bakanı’nın talimatına uymayacaklarını açıkladı. Son olarak Roma Belediye Başkanı Ignazio Marino gelecek cumartesi gününden itibaren yurtdışında evlenen eşcinsel çiftleri “evli” olarak kaydedeceğini söyledi.
İtalya’da eşcinsel olduğunu açıklayan ilk politikacılardan biri olan Sol-Ekoloji-Özgürlük Partisi’nin lideri ve Puglia Bölge Başkanı Nichi Vendola, İçişleri Bakanı Alfano’yu “mağara adamı” diye niteliyerek eleştiriyor.

YÜZDE 1 DE GAY OLABİLİRSİN…’

2427Dünyaca ünlü model Cara Delevingne, cinsel kimliğini hiçbir zaman gizlemedi. Ama ifşa da etmedi. Ta ki bugüne dek…

Michelle Rodriguez, Jake Bugg ve Harry Styles gibi isimlerle adı anılan Delevingne bugüne kadar sorulan soruları ‘gencim ve eğleniyorum’ diye geçiştirmişti. Ünlü model dün akşam Instagram hesabına yeni yüklediği fotoğraflarla ilk kez cinsel kimliğini açık etti. Altına da şu notu düştü: ‘Geç kaldım. Ama geç olsun güç olmasın… Kim olduğunuzdan korkmayın!’

Cara Delevingne, fotoğraf sanatçısı Tillett Wright’la birlikte poz verdi.

‘BAĞZI GERÇEKLER’ ÇOK GÜZEL

‘The Self Evident Truths’ (Kendiliğinden Bariz Gerçekler) adı verilen bir projeye destek veren Delevingne ‘kim olduğun ve neye inandığın sorun değil, biz biriz!’ mesajı verdi ve ‘biz seniz’ yazan bir tişört giydi. Delevingne aynı zamanda 10 bin eşcinsel insanı fotoğraflayan projenin mimarı Tillett Wright ile de birlikte poz verdi.

Delevingne Instagram hesabına Jack Nicholson’ın ‘ben benim, onayınız gerekmez’ yazan bir fotoğrafını da paylaştı.

‘YÜZDE 1 DE GAY OLABİLİRSİN…’

Proje, cinsel yönelimini ifşa etmekten çekinmeyen kişilerin portrelerinden oluşuyor. Wright, projeyi ‘kendini yüzde yüz heteroseksüel hissetmiyorum diyen herkes katılabilir’ diyerek açıklıyor.