Kategori arşivi: gay siteleri

Gay sohbet chat Gay muhabbet gabile gaysohbet gay Istanbul izmir ankara eşcinsel lezbiyen gey sohbet.

EŞCİNSEL FİLM GÖSTERDİĞİ İÇİN YAKILDI

Kiev’deki tarihi sinema, LGBT filmi gösterimi sırasında yakıldı.

Kiev’in simgelerinden tarihi Zhovten Sineması, LGBT filmi gösterimi sırasında yakıldı. Olaydan, faşistlerin sorumlu olduğu düşünülüyor.
Ukrayna’nın başkenti Kiev’de, kentin simgelerinden tarihi Zhovten sinemasında LGBT filmi gösterildiği bir sırada, kimliği belirsiz bir kişinin salona sis bombası attığı ve yangına neden olduğu bildirildi. Yangını söndürmek için 22 itfaiye birimi 5 saat boyunca çalıştı.

Sol’da yer alan habere göre, Molodist Film Festivali’nde Fransız draması “Yaz Geceleri”nin gösterimi sırasında başlayan yangın, sinemada büyük paniğe neden oldu.

‘NAZİLER KOLLUK KUVVETİ HALİNE GELDİ’

Sosyal medyada olaya ilişkin iletiler paylaşan Ukraynalılar, olayın kim tarafından yapılmış olabileceğinin açık olduğunu iddia ettiler. Facebook’ta bir iletide; “O gün sinemada gösterilen filmin bir LGBT filmi olduğu düşünüldüğünde, bu olaya kimin neden olduğunu tahmin etmek güç değil, sokaklarında Nazilerin kolluk kuvveti haline geldiği bir ülkede böyle bir suçun failleri araştırılamaz” yorumu yapıldı.

Zhovten Sineması, 1920’lerde Sovyet Rusya’da yapılmış, konstruktivist mimari stilin eşsiz bir örneği olarak biliniyor. 1931’deki ilk açılışından bu yana bir çok kere restore edilen sinemada, Sovyetler Birliği döneminde büyük ekran ve gelişmiş ses sistemlerinin ilk tanıtımları yapılmıştı.

Travesti , ayrımcalıkların şehri Ankara da eşcinsel bar

Travesti , ayrımcalıkların şehri Ankara da eşcinsel bar

Ankara’nın seveni azdır. Gri derler, sıkıcı derler; bürokrasi kenti, eğlence sıfır derler. Neredeyse bir ayrımcılık temeli olarak kabul edilebilecek bir şehirdir Ankara. Gelin görün ki “bozkırın ortasında” eşine kolay kolay rastlayamayacağınız bir ortaklık doğdu. Bir travesti , heteroseksüel bir ailenin işlettiği LGBTİ dostu bir mekâna ortak oldu. Biz de Ankara’nın göbeğinde, Konur Sokak’ta, başlayan bu ortaklığı konuştuk.
Ankara’da neden olmasın?
Savoy aslında yeni bir mekân değil, son 1 yıldır faaliyet gösteriyor. Başlangıçta Ali Bey’in eşi ve çocuğuyla birlikte yürüttüğü heteroseksüel bir “aile işletmesi” olsa da aile tanımı dışlayıcı travesti haberleri olmayan bir yer.
Ali Bey ve ailesi Almanya’da geçen yıllarının ardından Türkiye’ye kesin dönüş yapıyor. Almanya’da da yaptıkları gibi eşcinsel dostu bir mekân işletmek istiyorlar. Fikir ise oldukça basit: Ankara’da neden olmasın?
“Eşcinsel dostu”ndan “hetero dostu”na doğru
Ali Bey “Eşcinsellerin rahat oturabileceği, tanışabileceği bir ortam yaratmaya çalıştık ve başarılı olduk. Bunu daha da ileri taşımak istiyoruz” diyor.
Savoy’a Konur Sokak’tan baktığınızda istanbul travestileri gökkuşağı renklerindeki camlarını ve elektronik tabeladaki travesti sembollerini görebilirsiniz. Tavırlarını açıkça belirtmeleri işe yaramış olacak ki zamanla “eşcinsel dostu” yerine “hetero dostu” bir mekâna dönüşmüşler.
Eşcinsel gençlerin aileleriyle gelebileceği bir mekân
Heteroseksüel bir ailenin eşcinsel dostu bir mekân işletmesi çevredeki esnafı başlangıçta şaşırtmış ama Ali Bey “eşcinselliğin Türkiye’de de doğru bir şekilde karşılanmasını istiyorum,” diyor.
Eşcinsel dostu bir mekânın kâr amaçlı açılması halinde batacağından emin duruyor Ali Bey. Gençlerin aileleriyle de gelebileceği sakin ve eğlenceli bir yer olarak kalmak istiyor. Alkol satışı yapıldığı için de 18 yaşından küçükleri almıyor.
LGBTİ camiasıyla daha iyi iletişim kuracak biri
Savoy’a ortak bulma düşüncesi ise LGBTİ camiasıyla daha iyi iletişim kurabilecek birini bulma ihtiyacından ortaya çıkmış. Bu iş Marilyn Savoy için “biçilmiş kaftan” olunca Ali Bey ve ailesi ile ortaklık başlamış.
Bu yeni ortaklığın şerefine dün akşam Savoy’da bir kutlama yapıldı. Marilyn de mekâna dair planlarını travesti resimleri paylaştı.
“Önemli olan birlikte oturabilir hale gelmek”
“Amaç LGBT bir kafe açmak değil; amaç heteroseksüel insanlarla LGBT bireyleri kaynaştırabilmek ve onların bir şeyler öğrenebilmesini ya da alışabilmesini sağlamak,” diye anlatıyor Marilyn.
“Biz sadece LGBT mekânıyız deyip gettolaşırsak bizim için bir farkı olmayacak. Önemli olan hem heteroseksüel, hem de LGB ankara travestileri camiayı birlikte eğlenebilir, oturabilir, sohbet edebilir hale getirebilmek.”
Transların kapı dışarı edilmeyecekleri bir mekân
Trans kadınların pek çok mekândan kapı dışarı edildikleri malum. İşletmecinin kendisinin trans olması insanların cinsiyet kimliklerinden ötürü ayrımcılık yaşayacakları endişesini azaltacaktır, diyorum Marilyn’e.
“Evet, geçen hafta cumartesi Kırşehir’den bir trans arkadaşımız geldi, solistmiş. Burada şarkılar söylendi. Rakılar içildi. Diğer trans arkadaşlara da ulaşırsam gelecekler, birçok trans birey geliyor,” diye anlatıyor. Müzik, dans ve etkinlik gibi önerilere kapıları sonuna kadar açık:
“Biz şunu yapmak istiyoruz denirse buyurun gelin derim. Onlar ne istiyor, biz ne verebiliriz konuşuruz. Burası hem LGBT’lerin, hem de heteroseksüellerin kendini gösterebileceği bir yer.”
Savoy’da ayrıca bir oda LGB travesti İ örgütlerine ayrılacak. Marilyn, dernek yayınlarına yer vermenin yanı sıra ortak etkinlikler düzenleme konusunda da istekli.
“İnsanlara örnek olan bir kafe hedefliyorum”
Ticarî kaygıları ön planda tutan bir işletme olmadıklarını Marilyn de vurguluyor:
“Ben sırf burada insanlara görünebilmek için bir tane kola ile akşama kadar oturan biliyorum, elbette otursunlar. Bunlara sonuna kadar açığız. Öyle ticarî bir kafayla hareket ediyor olsaydık bunlara müsaade etmezdik. Bunun yanında transfobik bir mekân olsaydı, ben bu işin içinde olmazdım. İnsanlara örnek olan bir kafe hedefliyorum.Alıntıdır.

Apple CEO’su Tim Cook: Gay’lik bana Tanrı’nın en büyük armağanı

Daha önce Out dergisinin “Dünyanın en güçlü eşcinseli” olarak duyurduğu Tim Cook ilk kez kendi ağzından gay olduğunu açıkladı.Yeni çıkan her iPhone ve iPad serisiyle dünyayı sallayan Apple’ın Ceo’sunun gay olmasının dünyadaki birçok girişimciye “ilham kaynağı” olması için gay itirafında bulunduğunu söyleyen Cook ayrıca “Gay olmaktan gurur duyuyorum” dedi.

İşte Cook’un o sözleri:

“Gay olmaktan gurur duyuyorum. Bunu bu zamana kadar söyleme ihtiyacı hissetmedim ama konumum itibariyle insanlara ilham olabileceğini düşündüğüm için açıklıyorum. Gaylik bana Tanrı’nın en büyük armağanı”

Enver İbrahim davasında son temyiz oturumu

Malezya’da bir mahkeme eşcinsel ilişkiden mahkum olan muhalefet lideri Enver İbrahim tarafından açılan temyiz davasında son oturumu yapıyor.
Enver 2008 yılında bir erkek yardımcısı ile ilişkiye girmekle suçlandı.
Erkekler arası eşcinsel ilişki çoğunluğu Müslüman olan Malezya’da yasadışı ama çok az insan bu suçtan yargılandı.
Popüler bir siyasetçi olan İbrahim delil yetersizliğinden 2012 yılında Yüksek Mahkeme tarafından aklandı.
Hükümet daha sonra beraat kararını temyize götürdü ve bu karar mahkeme tarafından bozuldu.

İbrahim hakkındaki suçlamaların iktidar koalisyonu tarafından, siyasete katılmasını önlemek için bir komplo olduğunu söylüyor.
BBC Malezya muhabiri Jennifer Pak, Enver’in Malezya hükümet koalisyonunun egemenliğini kırabilecek tek adam olarak görüldüğünü söylüyor.
Muhabirimiz yüzlerce Enver taraftarının adalet çağrısında bulunmak ve davayı protesto etmek için idari başkent Putrajaya’da mahkeme önünde toplandığını bildiriyor.

Komplo iddiası
Associated Press, Enver’in geçen Çarşamba günü “ülkede yargı bağımsızlığı diye bir şey olsa kendisinin serbest olacağını” söylediğini bildirdi.
Suçlu bulunursa, 67 yaşındaki İbrahim cezaevine götürülecek ve hapisten çıktığı günden itibaren beş yıl süreyle politikadan men olacak.
Bu da 2018 yılındaki genel seçimlere katılmasının mümkün olmadığı anlamına geliyor.
Uluslararası Af Örgütü yaptığı açıklamada Enver İbrahim’e karşı yapılan suçlamanın, Malezyalı yetkililerin eleştirel bir sesi zayıflatmak ve susturmak için giriştiği siyasi amaçlı bir çaba olduğunu söyledi.

Mahkemenin kararını Perşembe günü ilan etmesi bekleniyor.

Bu, 1998 yılında iktidardaki Barisan Nasional koalisyon hükümetinden ayrılmasından beri, Enver’e yönelik ikinci karar.
Birinci mahkumiyet kararı da temyizden dönmüştü.

Sevda Demirel trans misafirhanesini ziyaret etti

Trans misafirhanesinde kadınlarla biraraya gelen Sevda Demirel, ‘Biraz sevgimizden biraz bütçemizden ekleyelim buraya’ dedi.

LGBTİ aktivisti Öykü Ay’ın trans misafirhanesi için başlattığı yardım kampanyasına ünlü isimlerden Sevda Demirel de destek verdi. Kimsesiz ve bakıma muhtaç trans kadınların yaşadığı misafirhaneyi ziyaret eden Sevda Demirel, misafirhanede kalan kadınlarla sohbet etti ve sorunlarını dinledi.

“Gözlerinin içinde sevgi eksikliği var”

Trans misafirhanesinde yaşayan trans kadınlarla bir araya gelen Sevda Demirel, “Ben onların da iyi yaşaması gerektiğini düşünüyorum. O kadar sevgi dolular ve o kadar mazlumlar ki burada olmaktan çok mutluyum” dedi.

“Biraz sevgimizden biraz da bütçemizden verelim”

Yaklaşık bir sene önce İstanbul LGBTİ Derneği’nin girişimiyle açılan trans misafirhanesinde kalan kadınların sorunlarını dinleyen eski manken Sevda Demirel, medyada tokat atan ve fevri kadın olarak tanınsa da aslında vicdanlı bir insan olduğunu söyledi.

Demirel, “Bizler biraz sevgimizden ve biraz da bütçemizden eklersek burada yaşayanları mutlu etmiş oluruz. Burada kalan arkadaşlarımın istediği de tek şey biraz sevgi” diye konuştu.

Travesti bazılarımızın babası memelidir O bunu ispatlayabilir

Travesti bazılarımızın babası memelidir O bunu ispatlayabilir
Melek güzelliğinde benim kızım. Hayatıma bir bombardıman gibi girdi. Hayatımı darmadağın ettikten travesti sonra, alanlarını bir başşehir coğrafyalamasıyla belirledi. Başlangıç olarak gardrobumdan, yatağımdan ve dizüstü bilgisayarımdan vazgeçtim. İlişkimiz öyle başlayabildi. Sonra boş durmadı. Hınzır gözlerindeki kılıçların kirpiksi merasimine kandım; beni kendine anne etti. Boş durmadı. Yanıma bir baba uydurdu. Bazılarımızın babası memelidir. O ispatlayabilir. Hafta sonları babasında kalıyor. Beni babasına şikayet ediyor. Akşamsefası teyzesi var onun. Onun sevgisi akşam vakti elde edilir. Ona cilveler yapar, nazlanır. Yemekler, kıyafetler aldırır.
Geldi, “Ömrüme ömür katsalar istemem” dediğim aileyi bir sofra gibi ortamıza kuruverdi. Akrabayı taalukatı bir çırpıda teşkilatlandırdı. Memeli ve kocası olan bir baba. Akşamsefası teyzesine de diyecek şişli travestileri yok. Eski kocası ve eski kocasının sevgilisi ve dahi yeni kocasıyla birlikte o, bir köpeğe insanlık ediyor. Kızımın teyzesi de, babası da sağlam.
Gülşen’in bir teyzesi daha var. Bir leş. O ne kadar çok severse, Gülşen o kadar. Ötesi yok. Gülşen’in öteki teyzesi ve Gülşen, akşam olunca aynı evin kapısından giriyor.
Bıraktım kendimi bu yumağın içine. Babasında kaldığı günler, beni şikayet ediyor. Kimlerle seks yaptığımı bir bir anlatıyor.

Garip bir şekilde beni heteronormlaştırıyor. Al bir de çocuk ilişkisi; benim hep geç kaldığım şey. Yusuf onun kankası. Geçenlerde iki arkadaşıyla birlikte geldi; ona kutlu doğum gecesi yaptılar. Benim doğum günüm olsa bu kadar rafine bir topluluğu bir araya toplayamazdık. Ofis çalışanlarının hepsiyle farklı kodlanmış bir ilişki üzerinden arkadaş. Bora, onu akşamları eve bırakmakla travesti haberleri ödüllendirildi. Hande aramıza en son katıldığından, bir tertip aşağıda. Çömezi onun. Çünkü Gülşen, daha önce başladı. Hande’yi sevdiğinde Bilge, Hande’yle birlikte korkuyor. Hande’ye baktığında Gülşen, en son mıncıkladığı kediyi hatırlıyor. Tuhaf bir şekilde, Gülsen ve Yusuf’la, Sezen ve Murat’la ilişkisi olgun. Seviyeli bir ilişki tesis edilmiş. En hakikatli aşkı Çağdaş. Güzellik mevzuu bahsinde herkes onun, en az Naz kadar iddialı olduğunu bilir. Naz mı? Naz, Ankara’nın en güzel, ikinci kızıdır. Yani en az ikinci… Naz’ın ikinciliği, Gülşen’le rekabetinden gelir. Gülşen’in nazarında Naz, Çağdaş’la gereksiz bir yakınlaşma içindedir. Çağdaş’a nispet edilen şeyi, varın siz tasavvur edin.
Gülşen’le olan ilişkime, en garip tepki annemden geldi. Hep, “Erkek ol. İleri dönme, geri dön ve bir çocuğun olsun” derdi. Benim gibi bir hayırlı evlat, annesinin dediğini kulak ardı etmez. Derhal harekete geçtim. Erkek olamayışım bile beni çocuk sahibi olmaktan vazgeçiremeyecekti. Gülşen kendini bize, bir müjde ankara travestileri olarak verdi. Aynı müjdeyi anneme cereyan iletir gibi ilettim. Gülşen’i evlatlığıma almak için girişimlerde bulunduğumu söyledim. Anneme Gülşen’i anlattım. “Tıpkı benim gibi” dedim; “Travesti bir kadın.” Hem canım, ne idüğünü bildiğim bir çocuğu büyüteceğim. Gerçi Gülşen’in hangi çağlarda olduğunu söylemedim ama o, henüz tuvalet alışkanlığı kazanmış bir çocuğun gıyabında konuştuğumuzdan emindi. Çıldırdı. “Madem o kadar paran var, yeğenlerin ne güne duruyor?” dedi. Gerçi temizlikçim de farklı düşünmüyor. İstemeden misafirliğe yakalanmış kulaklarımın duyduğuna göre, “Aç köpek” diyor benim için; “Bir de çocuk almış…” Onlara “aç köpek” yakıştırmasını iade edemiyorum. Ciğerime kadar bilirler. Ama 45 yaşımdayım. Heteroseksüel birisi olsaydım, seçimim hiç kimse nezdinde sorun teşkil etmeyecekti. Annemi, Gülşen’in ne idüğü, çıldırttı. Miras hakkının tehdit altında olduğunu düşündü. Hep zararlı işler yaptığımı düşünmüşmüş zaten.
Canım anneciğim, ki, Türkiye Cumhuriyeti bana evlat edinme hakkı falan vermez. Adli sicil kaydımda yazanlar, bana evlatlık verilmemesi travesti siteleri hususunu endişeye mahal bırakmayacak şekilde zaten garantiliyor. Bunu ben de biliyorum. Ama devletin bile karışamayacağı, başka bir ilişki var burada. Anne, devlet bize karışmaz, çünkü bizi teşhis edemiyor. Kafası, var bulunduğumuz konusunda bile karışık. Gülşen’i alıp nereye koyacak mesela? Yok öyle bir yer. Benim yersizliğimin tıpkısı. Uzayda yer kaplamayan bir cisim, nasıl var olabilir?
Gülşen beni bir aile kurmaya tekrar ve tekrar travesti zorluyor. İlk karşılaşmamızda, istanbul travestileri Survive koşullarını derhal ve tamamen anladım. Canım annemiz, Ebru Kırancı kendisine mukayyetti. Yetebildiği, yetişebildiği kadar… Hangi birine yetersin. Yetemezsin. Canım Ebru annem, seni geç anladım.
Tam burada işte, kuir teorisi, feminist paradigma, LGB hareketi ve Anarşizm hatta, geçiliyor; geride kalıyorlar. Bu durumu anlayamıyorlar. Ebru Kırancı’ya neden “anne” dedim acaba? Merak etseniz yeridir. Burcu ve İlayda, trans misafirhanesinin, balatası sıyrılmış, frensiz misafirleri. Survive’ları Ebru Kırancı’dan veresiye yazdırıldı. Ebru Kırancı Kürt olduğu kadar, ateisttir de. İkisi birbirinden bayağı kesirlere payda. İşler düşler çarpılıyor. Hesap böyle. Yani Ebru anne, cennete gitmek için yapmıyor bunu; umarım, anlatabiliyorum. Biyolojik kadınlara, anne olmayı öğretiyor. Hem sakat hem Kürt çocuklar kadar, Kürt olduğu kadar sakat çocuklar da ona “anne” diyor. Ebru gibiler öğretiyor bize anne olmayı. İstanbul’da travesti kabul etmiş ilk hastane, iki yabancıyı Ebru sayesinde tanıştırmıştır. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları, verdiği sözü tutamadı. Burcu şizofreni tanısıyla yatıyordu. Hastaneye verilme şartı, ailesinden korunmasıydı. Burcu’dan üç aydır haber alınamıyor. Ağabeyiyle birlikte, bilinemeyen bir yöne doğru kaçarken görülmediler. Ebru Kırancı, devletin yaptığını yapmaz. Çocuğunu, onu öldüreceğini bildiklerine teslim etmez.
Ebru gibiler, yaşlı transları da dışarda komaz. Evine ithal eder. Bizler, sizler kadar şanssız değliz. Biz annelerimizi seçiyoruz. Kurada bana hep sorunlu kızlar çıktı. Hepsi bir şeylere bağımlıydı. Sik, hepsinin ortak bağımlılığı. Hayatta kalabilsinler diye onlara yol yordam öğrettim. O vardı bende ve esirgemedim. Seks işçiliğinin esrarını verdim. Sonra bıraktım; sokak, al senindir.
Seks işçiliği üzerinden ilerleyemeyeceğimizi, ikimiz de en başında anladık. Seks işçisi kalifikasyonunda olmayan kızları biz, aktivist yapıyoruz. Basamakları çok kısa sürede tırmandı. Pembe Hayat’ta çay ikram etmek için makamına konuk bile alıyor. Bence ne LGBTT politbürosunda, ne Birleşmiş Milletler strateji plancıları arasında, ne de Avrupa Birliği’ndeki veya Uluslararası Af Örgütü’ndeki yüksek bürokraside Gülşen kadar ne yaptığını bilen var. Kesinlikle kalifiye olduğunu düşünüyorum. Çünkü Gülşen, inanmış biri. Önemli saydığı örgütlerin haberlerini her gün takip eder. Playlistlerini, Türkçe pop listelerine saygıda en az kusur işlemiş bir hakkaniyetle hazırlar. Bunları interaktif platformlarda yayınlar. Fırsat yaratır, bu haberlerin de çığırtkanlığını yapar. Facebook profilinden haykırır, herkesle paylaşır. Arada RTÜK’e mesai oluşturan konularda artistik değeri tartışmalı bazı fotoğraflar paylaştığı da olur. Keşke bu özgürlük davasına, onun kadar saf ve temiz inanabilsek. Gülşen, beni ve düşüncelerimi tokatlıyor. Gülşen, hinliğin kokusunu dedektör gibi seziyor ve ne döndüğünü soruyor. Anlatıyorum. Anlamıyorsa, o işin içinde gerçekten bir hinlik var demektir. Kervan durdurulmalı, kaybolan iğne bulunmalıdır. Ben Gülşen’i, kontrol kalemi gibi kullanıyorum. Anlayıp, kafası değil ayakları üstünde durduğuna onay verdiği her konu, benim için de öyledir. Anlayamıyorsa değil. Kararlarım ve yazılarım, Gülşen’in aklından süzüldükten sonra Yusuf’un radarına giriyor. Yusuf bu dibe çökmüş kahve telvesinden manalar çıkarıp, hayra yorduktan sonradır ki, önünüze getiriliyor. Üç önemli akıl süzgecinde damıtılmış tek yazı! İyisiniz.
Kendimize sizinkilerden daha kötü bir aile kurmamışız, gördünüz. Hasta, sakat, ibne, bağımlı, ebeveyn ve çocuklarımızı sizin gibi dışarıya tükürmüyoruz. İçimizde sıçtığımız ayrı bir bok. Bunlar, hep Gülşen’in yüzünden oldu. Bu kız, beni öldürür. Gülşen, artık eşraftan sayılıyor. Tabi… HDP’den, belli ki rahat bir koltukta oturmayan birileri Gülşen’i arayıp soruyor. Lambdaİstanbul, onun emrine amade. ODTÜ’lü teenager grubuyla takılır. Müslüman oluşu, bunların yanısıradır. Ben de bayılırım dine imana, akraba ve taallukata… Yılanın sevmediği narpız, deliğinde bitermiş. Benim kızlar, ya müslüman oluyor, ya faşist. Yarakseverlikleri ve kaliteli bir ev hayvanına sahip oluşları, ortak özelliktir.
Genç çocuklarla sevişirken, bir süre sonra, kocalarımı çocuklarım gibi sevmeye başlıyorum. Bende var bir tuhaflık. Ben başka bir kadınım. Söylediğim her söz, daha önce karşısında olduklarıma dairdir. Daha önce mutlaka, kendim tarafımdan inkar edildim. Ben, inkar eden ve edilen, tek kişiyim.
Aile kurumunun da içine sıçarım. Buyurun, yılın ilk çeyreğindeki enflasyon rakamı beklentisi anketlerine cevap verecek bir hane halkı size. Tüketici fiyat endeksleri hazırlayın, durmayın. Feminizmde de durum böyleydi, seks işçiliğinde de. İkisini de, karşısındayken oldum. “Estetiksiz” tabiri sırıtacaksa eğer, “kocaoğlan” diyelim bana. Fakat, gayet sağlam durdum. Kendimi sundum ve bu para etti, iyi mi? Şu ülkede ne satsan alıcı bulur. Satılmayan, alıcısı olmadığından değil, satıcısı olmadığındandır. Ben bunun bizatihi ispatıyım. Peruk olmayınca, saçsız, zavallı, şişko, tamam olabilir ama aynı zamanda yaşlı bir ibneyim. Peruk ve aparatlarla, histerik bir orospu oluveriyorum. Satışveriş yapıyorum. Fantastik bulanlar oluyor. İnsanları dolandırdığım gibi bir şüphe tarafından, mütemadiyen rahatsız ediliyorum. Hani ben fıkralarınızın malzemesiyim. Yaşlı, kıllı ve şişman… Sevmediğiniz beden hatlarımla, karikatürler yemlemiştiniz hani…
Ben bu düzenin içine sıçayım. Beni kraliçe travesti yaptınız, kim inanır? Çünkü sizin bir kıraliçeye ihtiyacınız varmış. Boşluğu gördüm. Orayı doldurmaya hamle ediyorum. Çünkü bundan başka; yani kıraliçelik mesleği olmasa, beni kabul edecek sektör yok. Yakıştı da. Ben bir kıraliçeyim. İnanmazsanız, Galler Prensi söylesin. Ben öyle inanıyorum. Hepiniz inanın. Taç benim değil mi? Kendimi sunduğum gibiyim.
Çok güzel olduğu rivayetlere konu bir ev arkadaşım var. Ki, kendisinin bahsi, yukarıda Gülşen’in ikinci teyzesini takdim sırasında geçti. Kocasının kölesi. Özge, kocası tarafından düzenli aralıklarla, bir BDSM seansı tadında dövülür. O güzel beden, maalesef kocasının. Üstünde morluklar, birer barkod işareti gibi durur. O aslında bedeninden vazgeçti. Oysa ben, bir kıraliçeyi sunarım. Erkekler beni yalamaya ayak parmağımdan başlar. Kıraliçe sevmenin yordamı bu.
Aslında ben, bedenimle de dalga geçerim. Bedenim bana itaat etmek zorunda. Ne bedenimi ikna etmem gerekir gerçekten kadın olduğuma, ne de partnerimi. Apaçık: ben bir kraliçeyim. Herkes haddini bilsin. Bir erkek beni, öyle, sıradan bir ibneyi, ortalama bir kadını siker gibi sikemez.
Kadınlar vajinayı tamamen yanlış anlamış. Ben yanlışı düzeltiyorum. Ben, bu aileyi düzeltiyorum. Baba, ağabey, namusumu koruyacak erkek kardeş falan yok. Bakın bizim ailede, babamızın memesi var. Babamızın kocaları da varmış. Yinelemek gibi olmasın, Akşamsefası, eski kocasıyla yeni sevgilisiyle ve dahi eski kocasının yeni sevgilisiyle bir köpek arasında, aynı evi pay ediyor. Herkes mutlu. Benim kıraliçe oluşuma kim itiraz edecekmiş? Her şeyi düzelteceğime söz veriyorum. Rahat olun. Az bekleyin. Şu çarkı paslanmış düzenin ailesini ve şu ailenin çarkı paslanmış düzenini, erkek tahakkümünden kurtarayım önce. Kurtarayım, azad kılayım. Erkekleri insana benzeteyim. Tükürmeyen, sövmeyen, öldürmeyen, tecavüz etmeyen, asker olmayan haline getireyim. Onları tutup, fabrika ayarlarından bozayım. Sonra devlete el atarız. Etnik kimlikler ve anadil meselesi de masada. İrdeliyorum enine boyuna; notları var. Bir kaç ülke kurayım diyorum. Niye? Şapka devrimi olmadı mı? Ülke kurabileceğime inanmayıp, şapka devriminin yıldönümünde geçit resmi yapanlar! Aynı mısınız? Mülteci sorunu öte yanda. Ama en çok Avrupa’yı çimdiklemek istiyorum. Sıçıp, boklarını yiyecek durumdalar. Mutsuzlar. Hükmü henüz tebliğ etmedik ama hiç hayırlı düşünmüyorum Amerika hakkında da. Ortadoğu, her gün bir başka çocuğu, kundağıyla getirip kapıma bırakıyor. Nereden başlasam? “Yola madem çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım”, dünyaya barış getireceğim, çare yok. Getireceğim, getirmesine de, erkekler sorun. Pislik asker ve polisten yayılıyor. Yenilecek rakip o. Onu travesti resimleri yeneceğim ve sahada olan sahada kalmayacak. Alıntıdır ..

“Gay olduğum halde evlensem, evlendiğim kıza yazık olur mu?”

Heteroseksizm o kadar güçlü ki, karşısında olduğu kesimler bile onun fırsatlarını gözardı edemiyor birilerine zarar verse dahi. Resmen vicdansız, duyarsız kılabiliyor insanı. Yani heteroseksizm nasıl bakıyorsa, mağdur ettikleri de aynı şekilde heteroseksistçe bakabiliyor hayata. Yani erkeğin gözünde kadın değersizse, eşcinselin gözünde de değersiz olup, bir eşya gibi kullanılmasında sakınca görülmüyor. Çünkü eşcinsel de heteroseksistçe yetiştiriliyor.

Eşcinsellerin evleneceği kadın adaylar genellikle kırsal kesimden, dinsel kesimden, cahil kesimden ve evde kalmış kızlardan seçiliyor. Bunu kimse kadınları aşağılamak olarak algılamasın. Çünkü akıllı, bilgili ve gözü açılmış bir kadını kandırmak o kadar kolay değil. Belki yakışıklılıkla, maddiyatla kadınlar elde edilebilirler ama bir süre sonra sevgisizlik, aşksızlık, hatta en başta sekssizlik kendini gösterecektir ve akıllı kadın kendini boşayacaktır eşcinsel kocadan.

Homofobi diye bir sorun var ama homofobinin yarattığı mağduriyetler daha büyük sorun. Eşcinseller ayrımcılığa, dışlanmaya, aşağılanmaya maruz kalıyorlar ama homofobinin mağdur ettiği kadınların sevgisizlik, ilgisizlik gibi sorunları çok daha büyük sorunlar bence. Fiziksel ve duygusal tatminsizlik kadar durduk yerde insanı strese sokan, mutsuz eden ve dolayısıyla saldırgan yapan daha başak ne olabilir ki? Sonra da ahlaksızlıktan bahsediyorlar, sapıklıktan bahsediyorlar… İnsanlar özgürce ifade etsinler kimliklerini ve özgürce gerçekleştirsinler kendilerini; bakalım olumsuzluklar ne kadar olacak?

Bir de eşcinseller, “Ben memnun ederim kadını” diyorlar. Peki gönülsüz bir memnun etme, karşı tarafı ne kadar memnun edebilir, bir de kendi memnuniyetsizliğin ne olacak? Açık olarak ve yaşayarak, toplumu karşına almaktan daha kolay, daha katlanılabilir bir şey mi bu? Dışlanırsın ama akşam olunca başını yastığa yükün olmadan koyarsın ve huzurla uyuyabilirsin? Her gün ortalama 70 kiloluk bir bedenle uyumak o kadar kolay mı? Çok ürkünç geliyor bana.

Evlenmeden önce “evleneceğim kıza yazık olur mu?” diyen gay zihniyet, bir süre sonra evlendiği kadından nefret eder hale gelecektir.

LGBTİ`lerin başkenti Denizli

Futbolda ırkçılığa dikkat çekmek amacıyla FARE (Football Against Racism in Europe)’nin futbol haftası kapsamında, İranlı mülteci LGBTİ’ler ve Denizlili LGBTİ’lerin katılımıyla Kaos GL’nin düzenlediği geçen yıl birincisi yapılan dostluk ve dayanışma maçının Halil İbrahim Dinçdağ hakemliğinde 40’ın üzerinde katılımla ikincisi gerçekleştirildi.

Maçtan sonra da Denizlili ve İranlı LGBTİ’ler ve Kaos GL ekibinin yanı sıra EMEP, Fenerbahçe Taşra grubu ve Evrensel gazetesinden kalabalık bir katılımın olduğu sohbet ortamında geçen yemek programı gerçekleştirildi.

Kaos GL avukatı Hayriye Kara ve İranlı LGBTİ’lerden öğrendiğim kadarıyla Denizli’de şu anda 400’ün üzerinde İranlı LGBTİ yaşamaktaymış. Denizli’nin yerleşim yeri olarak belirlenmesinin sebebi, Birleşmiş Milletler’in bazı kıstasları göz önünde bulundurması ve İranlı LGBTİ’lerin önceden gelen LGBTİ’leri de baz alarak burayı tercih etmeleriymiş. Avukat Hayriye Kara da bu durumu, Denizli’de LGBTİ’lerin diğer şehirlere göre daha az homofobi ve transfobiyle karşılaşmasına bağlıyor ve Denizli’yi şu anda İranlı mülteci LGBTİ’lerin başkenti olarak adlandırıyor.

İki gün süren programda İranlı LGBTİ’lerin sorunları da dinlendi.

Azerbaycan’da homofobik nefret cinayeti

cinayetler_politiAzerbaycan’da 20 yaşındaki Günel Nuriyeva homofobik nefret cinayeti sonucu yaşamını yitirdi.

Aznews’ün haberine göre Günel ablası, Pervane Nuriyeva tarafından öldürüldü. Abla Nuriyeva, Günel’i önce bıçakladı sonra da başını kesti.

Müzik bölümünde piyano öğrencisi olan Günel’e ablasının, “Annemin yatağında sapıklık yapamazsın” diyerek homofobik saldırılarda bulunduğu belirtiliyor. Abla Nuriyeva ifadesinde kardeşini “eve devamlı başka lezbiyen kadınları getirdiği” için öldürdüğünü iddia etti.

Lezbiyen aşk sahnesine Katolik okulu engeli

2453Julianne Moore ve Ellen Page’in lezbiyen romantizmi içeren sahne çekimi, New York’taki Katolik Erkek Okulu tarafından yasaklandı.

Çekimleri devam eden ve medenî hakları konu edinen Freeheld filmi için, New Rochelle bölgesinde Katolik erkek okulu, belediye binası olarak kullanılmak istenmişti. Julianne Moore ve Ellen Page’in romantik anlarına yer veren sahnenin çekimi okul tarafından engellendi.

Film ölümcül bir hastalığı yakalanmış polis dedektifi ile araç tamircisi partnerinin, malî nedenlerle kayıtlı beraberliğe başvurmasını anlatıyor.

Filmin yapımcısı Michael Shamberg, Okulun başta duruma izin verdiğini, ancak içerik nedeniyle izni geri çektiğini belirtti. Shamberg, filmin “eşcinsel evlilik değil, cesur bir polis memurunun saygınlığını kazanması hikâyesi” olduğunu ifade etti.

“Din ve bağnazlığınız beni üzüyor”

Filmin oyuncularından Ellen Page, Şubat ayında Human Rights Campaign’in konferansında lezbiyen olduğunu açıklamıştı. Ellen Page konferansta “Buradayım çünkü belki bir fark yaratabilirim. Başkalarının daha kolay ve daha umut dolu bir hayat sürmesini, haddim olmayarak kişisel bir zorunluluk ve toplumsal bir görev olarak görüyorum” diyerek cinsel yönelimini açıklamış, sinema sektörü ve toplumsal cinsiyet rollerine vurgu yapan bir konuşma yapmıştı.

Lezbiyen romantizmi içeren sahnenin engellenmesi üzerine, Page tepkisini Twitter üzerinden “Din ve bağnazlığınız beni üzüyor” şeklinde dile getirdi.

Vatikan 5 Ekim’de düzenlenen Ruhani Meclis’te (Sinod) ilk kez eşcinsellerle ilgili ılımlı görüşlere yer veren bir ara rapor yayınlamış, toplantıya katılan 200 piskopos 19 Ekim’deki son raporda bu yeni yaklaşımı reddetmişti.